bırak sevgilim yol senden geçsin
önce davranan, sevgilim, bu kez
bağışla
kalanları, biz gidenleri kutlamak için
alkış arıyoruz kimin elinde
kaldıysa
bırak sevgilim bu yangını sen bağışlama
bunca iz, işaret
bağışladın dünyaya
Dikkat Çocuklar! bıraktın, biz geçtik
biz geçip gitmek
için bırakılanlar
kimsem çok, gidenim yok! demek içindik
sevinmek içindik;
göç gidiyordu işte,
sır kalıyordu, kurtulan kurtulana gibiydik
birbirimize
katılıyorduk ama: -yangın bizden
kurtuldu! diyenimiz de yoktu, ateşin
tersine
dönmesinden korkan en duyarlımız bile:
-yangından ben kurtuldum,
ruhum kül oldu!
çaprazında tutuşmuştu: -hangi yangını seçsem
iki ateşin
arasındayım, ruh ve ten!
yangın yer yer devam ediyordu...
bırak
sevgilim şimdi yangın şehirdir
sana bıraktığım sessizlikten birkaç
kelime
kalmıştır hâlâ yangından konuşmak için,
şimdi erdem herkesle sır
olmakta değil,
hangi kışa rastlasan konuk olmakta!
kuşlar gördüm ne kuşu
ne kış konuğu
kuşlar gördüm bir dalı bir dal için kırıyorlardı
öyle üşüdüm
ki kafesimde onlardan çok...
şimdi kuş ateşe düşmemiş olmaz
ateş
beslemeli ağzında, kanat düşürmeli
yangına, altın tüy dökülmeli, kuş
oluşmalı,
bu kuş olabilir misin, sır böyle taşınır
sevgilim, sır arayan
sende ateşiyle tanışır!
bırak sevgilim yol senden geçsin
kayıkta göl
var, kuşta gökyüzü
ama kimse beklemiyor kimseyi
hem gidince ne olacak bir
şeyi
vardın, oldun, kayboldun
şimdi ortasındasın
ne kayık göle
dahildir artık
ne kuş gökyüzünde seferi
yangının içi şehir
yol senin
içindedir
ya yol senden geçmeli, ya yol senden geçmeli!
sen dönmelisin
geri, sen dönmelisin geri!