Batı medeniyetine giriş hareketi olan, fakat, yanlış anlayış ve tatbik ediş yüzünden bir aşağılık duygusunun teşekkülüne sebebiyet veren Tanzimat’tan beri kendimizi inkarda çok ileri gittik. Hatta, medeniyetlerin ülkelere hiçbir gümrüğe uğramadan gireceğini, Batı medeniyetini alırken onun tekniği, sanatı ve ilmi ile birlikte fuhuşunu da almamızın zaruri olduğunu söyleyen kişilere rastladık.
Hüseyin Nihal Atsız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüseyin Nihal Atsız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Eylül 2014 Pazar
25 Mart 2013 Pazartesi
Ruh Adam / Hüseyin Nihal Atsız
Şurasını da söyleyeyim ki bütün bunlar daima yaşını hususiyetleriyle karışırdı. Bu hal, ister bilerek, ister bilmeyerek yapsın, onun konuşmasına, duruşlarına, bahar başlangıçlarının – tıpkı henüz kat’i şeklini almamış, sağlam, katıksız dünya görüşünün malı olmamış bir yığın heves ve fanteziyle dolu bazı sanat eserleri gibi – sıtmalı lezzetini yapan çok tatlı bir tereddüt, bir yarı yolda kalma hissini katıyordu. Hatta daha ileri gidip diyebilirim ki bu erken uyanışta devam edip giden bu çocukluk esas zemini yapıyordu.
Bize olgun görünen insanların çoğunda bu vardır. Çünkü çocukluk, yalnız sonu ergenliğe, rüşte varan bir yol değildir. O aynı zamanda bir yığın tatlı hususiyetin, tabiatla derin kaynaşmanın, hayata her tecrübeden uzak şahsi bir kayışın mevsimidir. Onu kendinde kuvvetle devam ettirebilenler, daha ziyade şahsiyetlerindeki aksayışlara sevilirler.’’
1 Kasım 2012 Perşembe
Ruh Adam / Hüseyin Nihal ATSIZ
"İnsanlar, babalarıyla analarının dağ gibi ümitleriyle dünyaya geldikten sonra denizler gibi ümitsizlikler içinde boğularak kaybolup gidiyorlardı..."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)