10 Mayıs 2012 Perşembe

İsmet Özel


İnsanlar okuyarak öğrenme zahmetini göze almadıkları için, yanlış, yersiz sorular soruyorlar. Çünkü dert edinmiş değiller. E senin derdin değilse bana ne? Ben dert ortağı arıyorum. Hem dert istemiyorsun, hem de o ortaklıktan gelecek faydayı istiyorsun. Olacak şey mi?

Tehlikeli Oyunlar / Oğuz Atay



``İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben de görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için birşeyler yapmaya çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için insanlık ölmüşse de, onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamaya devam edecektir. İnsanlıktan paylarını alamayanlar için, o zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun yaşamasına şaşılıyordu.’’


Rami Mehmet Paşa


Dil harâb-âbâd-ı âlemde aceb virânedir;
Eksik olmaz derd ü gam gûyâ ki mihman-hânedir ..


‘’Gönlüm, dünya denen şu köhne şehirde bir viraneye döndü. Sanki bir misafirhanedir de, içinden hiç dert ve gam eksik olmuyor .’’

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Rilke


Ernest RENAN


Marcel PROUST


‘’Okuma zihni hayatı uyandırmalı,yerini almamalı onun.Başkalarının hazırladığı bir bal değil hakikat.Onu kitap sayfalarından toplayamayız,kafamızın ve gönlümüzün iç hamleleri ile fethedebiliriz ancak.’’


Bu Ülke / Cemil MERİÇ


İrfanı hisarla kuşatmış Doğu, mâbede bezirgân sokmamış. Yıllarca davar gütmüş, odun taşımış çömez... Meşaleyi çetin imtihanlardan sonra tutuşturmuşlar eline. "Emanetleri ehline tevdi ediniz." demiş din.

Mürit: ceset. Can: mürşidin nefesi. Hint'te hocaların soyadı taşınırmış. Karabetlerin en mukaddesi, şakirtle üstad arasındaki bağ.

Asırlar geçti, birer birer söndü meşaleler. İrfan asâletini kaybetti. Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: kültür. Genç kuşaklar, Batı’nın bit pazarlarından ithal edilmiş bu hazır elbiselere küçümseyerek bakıyor. Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. öğretmen ne demek? Ne soğuk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. öğrenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan.


Menekşeli Mektup / Mustafa Kutlu

içini çekiyor kahveci, sigarasını hırsla küllüğe bastırıyor.
kalkıyor son cümlelerini söylüyor.
-kız bu hıyara aşık olmuş. bütün hikaye bu. ama aşk dediğin nedir ki?
postacı:
-nedir?
kahveci gülümsüyor, hafifçe eğilerek
-muhabbet iki başlı olacak arkadaş. tek taraflı oldumu sakat.kara sevdaya girer.
-çaresi?
hikmetli bir söz söylüyor kahveci;
-ya tahammül, ya sefer!


Yalnızlıklar / Hasan Ali TOPTAŞ


-ki, hepsi düştükleri yalnızlıktan gelmiştir
yükseldikleri yalnızlığa.”


Nurettin Topçu


Büyük insan ruhu dostlukta bulunan ve dost arayan ruhtur. Hiç kimseyi sevmeyenlerin ruhunun varlığından şüphe edildiği gibi, herkesi aynı halde sevenlerin samimiyetinden de şüphe edilir. Yalnız sevdiği varlıkta kendi yarımını arayanlar samimi ve büyük ruhlardır...

Bir Adam Yaratmak / Necip Fazıl KISAKÜREK


”Bir bıçağın deştiği yerden kan akmaz olur mu? Benim de beynimden, kan akıyor. Ben düşünmüyorum beynim kaynıyor. Görüyorum, gözlerimi yumunca görüyorum. Beynimin etten yuvarlağı içinde her düşünce bir damla siyah kan gibi yuvarlanıyor. Ben istemiyorum fakat hiç bıçağın deştiği yerden kan akmaz olur mu?”


Beton / Thomas BERNHARD


‘’Cümleler kafamızdayken,diye düşündüm,onları kâğıda geçirmemizin garantisi henüz yoktur.Cümleler bizi ürkütür,önce düşünce bizi ürkütür,sonra cümle,sonra cümlenin yazmak istediğimizde muhtemelen artık kafamızda olmayışı.Çoğunlukla bir cümleyi çok erken yazarız,sonra bir başkasını çok geç;cümleyi doğru anda yazmamız gerekir,yoksa kaybolur.’’


Franz Kafka


"Yanımda yürüyordun Milena.
Düşünsene, yanımda yürümüştün."


TAZARRUNÂME / Sinan Paşa (1440-1486)

İlâhi ! Neyleyeyim ol namazı ki, niyâzı yok…
İlâhi ! Neyeleyeyim ol derûnu ki, râz’ı (gizliliği) yok…
İlâhi ! Neyleyeyim ol sırrı ki, esrârı yok…
Neyleyeyim o rûhu ki, envârı yok…
Neyleyeyim ol virdi ki, derdi ve aşkı yok…
Neyleyeyim ol zikri ki, sûzi (yakıcılığı) ve şevki yok…
Neyleyeyim ol rukûyu ki, huzû’u yok…
Neyleyeyim ol sucûdu ki, huşû’u yok…
Neyleyeyim ol tekbiri ki, tekrimsiz ola… (hürmet ve saygı gösterilmeden ola).
Neyleyeyimol kıyamı ki, tâ’zimsiz (hürmet ve riâyetsiz) ola…
Neyleyeyim ol vuzû’u ki (abdesti ki), nûrsuz ola…


Düşüş / Albert CAMUS


‘’…Dostu hapse atılan bir adamdan sözettiler bana,adam her akşam evinde yerde yatıyormuş,sevdiği kişiden esirgenen bir rahatlıktan yararlanmamak için.Kim,aziz bayım,kim yatar yerde bizim için?’’



12 Mart 2011 Cumartesi

Fuzuli

Derdime vakıf değil canan
Beni handan bilir
Hakkı vardır şad olanlar
Herkesi şadan bilir

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil
Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir

5 Mart 2011 Cumartesi

GÜZEL İNSAN YUSUF

Sokaktan geçerken Yusuf’un yüzünün nûru, o civarda bulunan köşklerin, evlerin pencerelerinden, kafeslerinden içeriye vurur, düşerdi. Köşklerde bulunanlar; 'Belli ki Yusuf gezmeye çıktı, şimdi buradan geçiyor! ' derlerdi..

Yusuf’un geçtiği sokağa penceresi bulunan ev, onun oradan geçişinden şereflenir, nurlanırdı.

Aklını başına al da evinin penceresini Yusuf’un geçtiği sokağa aç; ve pencerenin önünde oturup Onu seyret!

Âşık olmak demek, nur gelen tarafa pencere açmaktır.

Çünkü gönül, gerçek dostun yüzü ile aydınlanır, nurlanır! ..

Gönüller sultanı Mevlana Celaleddin, Yusuf’u işte bu cümlelerle ifade ediyor ki, adeta Yusuf onun sözlerine de göz kamaştıran bir parlaklık kazandırmış.

Yusuf erkek güzeli

Yusuf ahlâk güzeli

Yusuf akıl güzeli

Yusuf, güzel insan

Hazreti Yusuf’un hayat hikayesi, Kur’an’ın tabiriyle 'ahsenül kasas' hikayelerin en güzelidir.

Müslümanların olduğu kadar, Hıristiyanlar ve Musevilerin de ortak atası olan Yusuf’un hikayesi, dilden dile anlatılan evrenselliktedir. Kardeşleri tarafından kuyuya atılan.. köle olarak satılan.. Mısır sarayında Züleyha’nın aşkına rağmen

onun isteğini yerine getirmeyince zindana atılan.. sabırla tüm bunların üstesinden gelip ülkenin ekonomisinde söz sahibi olan Yusuf aleyhisselamın erdemli hikayesi...

Diğer yanda Yusuf’u kaybetmenin üzüntüsüyle ağlamaktan gözleri görmez olan babası ve aynı zamanda peygamber

olan Yakup aleyhisselamın dramı...

Giritli Sırrı Paşa’nın (1844-1895) büyük bir titizlikle hazırladığı Yusuf Sûresi tefsiri olan Ahsenül Kasas adlı bu değerli eser, GÜZEL İNSAN YUSUF (a.s) adıyla ELEST Yayınları arasında 120 yıl günümüz Türçesiyle ilk kez yayınlandı.

23 Ocak 2011 Pazar

( Peyami SAFA için söyledikleri...)

Kafası vardı.
Kültürü vardı.
Cümlesi vardı.
Üslubu vardı.
İç dünyası vardı.
...Hafakanları vardı.
Çilesi vardı.
Metafizik arayıcılığı vardı.
İmanı vardı. Şüpheleri vardı.
Nefs murakabesi vardı.
Estetiği vardı.
Diyalektiği vardı.
Cesareti vardı.
Hasılı bir fikir ve sanat adamına gereken vasıflardan birçok payı vardı.
Onun yokluğunu, ölüm tarihi olan bugün, bu vasıfların yokluğunda seyrediyoruz.

Necip Fazıl Kısakürek


Yeraltından Notlar/DOSTOYEVSKİ

Hür iradesi,arzusu olmayan,istemeyi bilmeyen insanın org silindiri üzerindeki cıvatadan ne farkı vardır ki?


Yahya Kemal BEYATLI

‘’Bu dil ağzımda annemin sütüdür.’’