Albert Camus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Albert Camus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2013 Çarşamba

Yabancı / Albert Camus

‘’Herkes bilir ki, hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir. Aslında otuz ya da yetmiş yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değildim; çünkü her iki halde de başka erkeklerle başka kadınlar yine yaşayacaklar ve bu , binlerce yıl devam edecektir. Sözün kısası bundan daha açık bir şey yoktu. şimdi yahut yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim. O anda yapmakta olduğum muhakemede beni bir parça rahatsız eden şey, yirmi yıl daha yaşamak düşüncesiyle içimde duymakta olduğum o korkunç hamleydi.fakat bu hamleyi yatıştırmak için de, nihayet o gün gelip çatınca düşüncelerimin neler olacağını tahayyül etmekten başka yapacak işim yoktu. insan madem ki ölecektir, bunun nasıl ve nerede olacağının önemi yoktur, apaçık bir şeydir bu... ‘’

8 Aralık 2012 Cumartesi

Yabancı / Albert CAMUS


Tekerlekler üzerinde kayan zindanımın karanlığında, yorgunluğumun ta derinliklerinden gelişmişçesine, sevdiğim bir kentin, kendimi mutlu hissettiğim belli bir saatin bütün bu alışılmış gürültülerini eskisi gibi, bir bir bulur gibi oldum. Ge
rginliğini yitiren havada, gazete satıcılarının sesi, küçük parktaki son kuşların ötüşü, sandviç satıcılarının bağrışması, kentin yüksek dönemeçlerinde tramvayların çıkardığı iniltili gıcırtılar ve göğün daha gece limanın üzerine çökmeden önceki uğultusu, bütün bunlar, benim için, cezaevine düşmeden önce bildiğim gözü kapalı bir gezintiyi düzenliyordu. Evet, bu saat, bundan çok zaman önceleri, kendimi mutlu hissettiğim bir saatti. Beni o zamanlar bekleyen, hep hafif ve deliksiz bir uykuydu. Ama yine de birşeyler değişmişti. Yarını gözlerken, kendimi yeniden hücremde buluverdim. Yaz göklerinde uzanıp giden o bildik yollar insanı günahsız uykulara da zindanlara da götürebiliyormuş demek.

1 Aralık 2012 Cumartesi

Düşüş / Albert Camus

‘’..biz kendimizden iyi olanlara nadir olarak bel bağlarız.Daha çok onların toplumundan kaçarız.Tersine,çoğu zaman kendimize benzeyen ve zayıf yanımızı paylaşan kimselere açarız içimizi.Demek ki kendimiz düzeltmeyi ya da iyileştirmeyi istem
eyiz:Önce kusurlu diye hüküm giymemiz gerekir.Yalnızca acınmayı ve yolumuzda cesaretlendirilmeyi dileriz.Kısacası,biz hem suçlu olmaktan çıkmayı,hem de kendimiz arıtmak için çaba göstermemeyi isteriz.Yeterli hayasızlık da yoktur,yeterli erdem de yoktur.Ne kötülük, ne de iyilik enerjisine sahibizdir…’’

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Düşüş / Albert CAMUS


‘’…Dostu hapse atılan bir adamdan sözettiler bana,adam her akşam evinde yerde yatıyormuş,sevdiği kişiden esirgenen bir rahatlıktan yararlanmamak için.Kim,aziz bayım,kim yatar yerde bizim için?’’